Skip to content

DİL-İ BİÇARE - DİLİN ÇARESİZLİĞİ WEB SAYFASI ÜZERİNDEN GÖNDERİLMİŞTİR..

Loading...

oynat_1

Haksızlık karşısında susan, dilsiz şeytandır

Hadis-i Şerif / Hz.Muhammed (S.A.V.)

oynat_2

Allah'ı anlatmaktan aciz olmak, onu anlamaktır.

Hz.Ebubekir

oynat_3

ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.

Hz.Mevlana

oynat_4

Kanat vardır doğanı padişaha götürür,kanat vardır kuzgunu leşe getirir

Hz.Mevlana

oynat_5

Affetmek, zaferin zekatıdır

Hadis-i Şerif / Hz.Muhammed (S.A.V.)

Yazı boyutunu artır  Yazı boyutunu küçült  Yazı boyutunu sıfırla 
Konumunuz:    ANASAYFA arrow EDEBİYAT arrow HİKAYELER arrow KISSADAN HİSSELER arrow Ateşe Tapan İhtiyar
Ateşe Tapan İhtiyar Yazdır E-Posta

 

 Hazreti Ibrahim Aleyhisselam, belki azığı kalmayan biri gelir düşüncesiyle yemeğini her zaman geciktirirdi. Fakat mübarek huylu peygamberin misafirhanesine, hafta boyunca hiç kimse uğramamıştı. O da buna dayanamıyor, üzülüyordu.  Bir gün evinden çıktı, her tarafa baktı, çevreye göz gezdirdi. bu sırada yaylada yapayalnız, beli bükük, saçı başı ihtiyarlığın karıyla ağarmış birini gördü.

 Gönül alici bir tavırla ona seslendi. "Merhaba" dedi. sonra da bütün cömert insanlarda adet olduğu şekilde misafirhanesine davet etti.  "Ey Mübarek ihtiyar! Buyur gel, bir lütufta bulun da Yemeğimizi birlikte yiyelim" dedi.  

Bunu işiten ihtiyar:  "Peki dediğin gibi olsun, gidelim" diyerek, onunla birlikte yürüdü. Zaten o da, Peygamberin bu mübarek adetini duymuştu.  Ibrahim peygamberin misafirhanesindeki hizmetkarlar koşuşarak, artık yürümekle bile güçlük çeken bu ihtiyar adama büyük iltifat edip yer gösterdiler.

Peygamber işaret edince sofralar kuruldu ve herkes onun çevresinde toplandı. "Allah’ın adıyla..." denilip, besmele çekilerek hep birlikte yemeğe başlandı.

Fakat kimse ihtiyarin, Allah’ın adını andığını yada buna benzer bir şey söylediğini duymadı. Peygamberin bu ise çok cani sıkıldı.  "A zavallı ihtiyar, ben yaslılardaki kulluğu ve samimiyeti sende göremiyorum. Nimeti yiyeceğin zaman onu verenin adini anmak şart değil midir?"  

Bu sözü işiten ihtiyar şöyle cevap verdi:  "Ama ben bir Ateşperestim! Pirimden işitmediğim bir yolda gidemem.  

Hz. Ibrahim Aleyhisselam anladı ki, bu perişan ihtiyar ateşe tapan bir putperesttir. Onun, Allah’ın dinine yabancı olduğunu   görüp çok üzülen Peygamber, ihtiyari paylayarak sofradan kaldırdı ve kapısından kovdu.  Biraz sonra Peygamber, garptan gelen bir sesle irkildi. Yuce Allah, kendisini şiddetle kınıyordu:   

"Ya Halil, ben bu ihtiyara yüz yıldır rızk ve hayat veriyorum. Sen ise ona bir gün bile sabredemedin. O ateşe secde ediyor diye , sen neden cömertliğinden vazgeçiyorsun, neden keremden elini çekiyorsun?" 

 Ibrahim Peygamber bu uyarıyı alır almaz, hemen yaşlı adamın ardından yetişti ve kendisinden özür diledi. İhtiyar ateşperest kendisinden bu davranışının sebebini sorunca da olup biteni anlattı. bunu üzerine yaslı adam gafletten uyanıverdi. 

 

"Düşmanı için dostunu azarlayan bir Allah ne kadar büyüktür!" diyerek imana geldi.

 

 
< Önceki   Sonraki >

DİL-İ BİÇARE

ANLAT DİL-İ BİÇARE'DEN
SUN DA İÇSİN YAR ELİNDEN
YANİ HEP BİLİNEN
ŞEYLERDEN OLSUN
SEN SÖYLE DEDE'NİN "ZÜLFÜNDEDİR
BAHT-I SİYAHIM"

BESTESİNİ